Yenilikler
Anasayfa / Genel / 90. Gazi Koşusu (26 Haziran 2016) Yorumu ve Altılı Ganyan Tahmini

90. Gazi Koşusu (26 Haziran 2016) Yorumu ve Altılı Ganyan Tahmini

Türk yarışçılığının derbisi, Türk sporunun en önemli olaylarından biri, Ulu önderimiz Mustafa Kemal Atatürk adına düzenlenen Gazi Koşusunun 90.’sı bu Pazar günü sahibine kavuşacak. Yalnızca 3 yaşındaki İngiliz atlarının, 2400 metre Çim pistte, hayatlarında bir kez koşma şansı elde edebildiği bu önemli koşunun bu yılki birincilik ikramiyesi 1.350.000 Türk Lirası olacak. Kazanan atın “Yılın Şampiyonu” ünvanını da kazandığı bu yarışın maddi değeri, manevi değerinin yanında çok daha ufak kalıyor haliyle. Bütün ilgililere, at binecek jokeylere bol şanslar. Tüm safkanların ayaklarının düz basmasını diliyor ve atları yorumlamaya geçiyorum.

ABBAS YOLCU: Yarış hayatına Eylül ayında başlamış ve 2’liliğinde sadece bir kez koşmuş bir safkan.. İstanbul sentetik pistte 8 atta 6. olarak kötü bir başlangıç yaptı.
Yaklaşık 3 aylık bir geri alma / tedavi yönteminden sonra Adana kumuyla yarış hayatına devam eden safkan gün geçtikçe daha iyi duruma geldi ve önemli bir koşu olan A3 TENDÜREK koşusunu kazandı.
Bu A3 galibiyetten sonra rota çizildi, safkan yoluna İstanbul’da devam edecekti.
Sezonun açılışından bir süre sonra Gazi’de koşacak çoğu safkanın genellikle katıldığı bir koşu olan ve bir nevi Erkek Tay Deneme ile Dişi Tay Deneme’nin provası niteliğindeki MALAYAN RACING’te start aldı.
Rolanti tempodan dolayı erkenden yürüyerek yarışı çalabileceğini düşündü ancak sınırlı gücü buna elvermedi.. Yavaş yavaş gerileyen safkan, koşunun yükünü çeken KINOWA’dan bile daha kötü bir görüntü verdi.
Bence iyi bir yarış değildi.. Asla kazanır’a girmedi.
Daha sonra ETD’ydi.. Her safkan gibi ABBAS YOLCU da bu yarışa daha iyi hazırlanmış olmalı ve üzerine katması gerekliydi.. Ancak yapamadı.
ABBAS YOLCU’yu tek kalemde silmemin sebebi olarak YILMAZHAN’ın dışına çıktıktan sonra hızını arttıramaması ve tamamen tükendiği için tekrardan içeriye doğru kaymasıydı..
Harika bir şekilde sürülüp düzlükte hiçbir varlık gösteremiyor ve üstüne bir de acizlikten içeriye kayıyorsanız o grubu hayatınız boyunca geçemeyeceksiniz demektir.
Son yarışında ise belki kazanabilirdi ama çok önemli bir yarış değildi.. Ancak o tarz bir grupta etkili olabilir işte ABBAS YOLCU.. Tam bir 1600’cü, uzunla alakası yok ve son derece güçsüz..
Kalemle sadece bir kere değil, beş altı kere üzerini karaladım.

ANGEL HORSE: Bu safkan enteresan bir hikayeye sahip aslında..
Düşünebiliyor musunuz katıldığınız ilk 6 yarışı da süper bir şekilde kazanıyorsunuz, üstelik bunu hem çimde hem kumda yapıyorsunuz , üstelik sonrasında katıldığınız iki önemli yarışta da 2.likler elde ediyorsunuz ama hiçbir zaman adınız büyük yarışlarda sağlam bir şekilde geçmiyor.. Bu at daha ne yapsın ki?
Kocaeli’de YILDIZHAN STAR gibi o zaman çok formda olan güçlü bir safkana fotoda geçildi.. Sonra geldi İstanbul sentetiğe, süper bir sprintle IMPULSIVE, SERSERİ gibi atları geride bıraktı fotoda 2.oldu.
ANGEL HORSE de ETD’nin provası için MALAYAN RACING’de start aldı ancak son 800’in orada zağma kopması sonucu enseye basarak tamamladı.
Yani ETD’ye kadar safkanın gerçek gücünü, baba rakipleriyle koşup koşamayacağını kimse bilemiyordu.
Düzlükte dışarıya çıktı ve seri sprintini yapmaya çalıştı ama gerek rolanti tempodan gerek mesafeden olumsuz etkilendi.. Hatta yarış içerisinde de talihsizlikler yaşadığı konuşuluyor.
Kısa adımlı seri sprinterler genelde uzunda eksik koşarlar ama ANGEL HORSE tam tersi, ilk metrelerde hiç yorulmadığı için sonlardaki o akıcı sprinti uzunda daha iyi yapıyor.
Nitekim daha sonra çıktığı SAİT AKSON’da bahsettiğim bu sprintini sürdürse de gücü ancak o kadar yetti ve bu senenin favorilerinden WOLF PRINCE’nin sadece 1 boy arkasından 4.lük elde etti.
En gerilerde saklanarak giden bir ANGEL HORSE’den seri ve bitirici bir sprint gelirse ben hiç şaşırmam.. Gazi’de bir sürpriz olacaksa benim en çekindiğim isimdir kendisi..
Yalnız ilgililerinin koşup koşmama kararı bile son dakikada alındığına göre kendileri pek iddialı değiller gibi.. TEMSİL’in antrenörü M.Gündüzeli, benim anladığım kadarıyla TEMSİL varken ANGEL HORSE’ye pek fazla inanmıyor..

COOGER: Nedense bir türlü ısınamadığım ancak hakkını kesinlikle teslim etmek gerektiğine inandığım koca yürekli safkan..
ANGEL HORSE’a benzer bir hikayesi var; 1-1-1-1-1 olarak başladı yarış hayatına ve bunların hepsi Adana kumundaydı..
Rota tabi ki Gazi’ydi çünkü geçilmezlik ünvanına sahip bir tay, çimde eksik koşmayacağına inanılıyor ve mesafe de tutabilecek ciğere sahip.. Daha ne olsun?
COOGER de şimdiye kadar saydığım diğer atlar gibi MALAYAN RACING’de start aldı ve GRAYSTORM’a en fazla yaklaşabilen attı.
Yarış son derece rolanti geçiyor, COOGER her zamanki gibi gerilerdeydi.. GRAY erkenden yürüyüp arkayı dağıtmak isteyince Kocakaya geç kaldığını anladı ama iş işten geçmişti.. Peki ya geçmediyse?
Sonlarda çok güzel gelmesini ben biraz da GRAYSTORM’un durmasına bağlıyorum.. Yarışı çalmak için erken yürüyen kondisyonsuz bir GRAYSTORM illa ki duracaktı ve dursa da COOGER’in sprinti onu yakalamaya yetmedi..
Ama şunu gördük; COOGER çimde de bu sprinti atabilecek ve mesafeden yana da sıkıntısı olmayacak..
ETD’de bu kez çok daha sağlıklı bir COOGER olduğunu gördük. Son derece rahat tempoda, şahane bir yer alan safkan düzlükte sprintine kalksa da ezeli rakibi GRAYSTORM’u yine yakalayamadı..
Bunu da mı yavaş tempoya bağlamalıyız bilmiyorum ama ikidir sprintini atıp yetiştiremeyen bir attan bahsediyoruz.. E sen hepsini geçebiliyorsun ama bir tanesine gücün hiçbir şekilde yetmiyor. İşte Gazi’nin çok önemli bir ipucu..
SAİT AKSON’a kaydolarak Gazi öncesi son provasını yapmak isteyen safkan idmanında yaşadığı sıkıntı sonucu risk edilmiyor ve yarıştan çıkarılıyor..
Uzun mesafede herhangi bir provasının olmaması mutlaka bir dezavantaj yaratacaktır ama sonuçta Gazi gibi önemli bir yarışa da hazırlık olarak eksik girmeyeceği kesin.. Şanslı atlardan bir tanesidir ama benim gözlemime göre bir tane atı hiçbir şekilde geçemez, geçememesi lazım..

FAIR MONT: Ben programı izlemedim ama yakın bir dostum, safkanın sahibinin canlı yayında ‘formamızı göstermeye çıkmayacağız’ dediğini belirtti.
Ancak üzülerek söylüyorum ki formasını temsil edecek iki üç attan bir tanesi olacaktır.. Bir kere bu mesafeleri koşabilmesi bile aykırı olur.
Şansı olmadığını düşündüğüm atlardan.. Neyse ki yarışı da bozmuyor, genelde 3.4.lükte gidiyor..
Varlığıyla yokluğunun bir olacağı atlardan..

ILDIRBEYİ: Atçılık sektöründe sadece saçma sapan yatırımlar yapan, yaptığı yatırımlara bakıldığında çok berbat bir tabloyla karşı karşıya kalan Kurtel ekürisinin sahibi Arif Kurtel’in aşırı egosundan kaynaklı bir durum bu safkanın start alması..
Çok sayıda safkanla girmek istiyormuş Gazi’ye kendisi.. Neden? Birçok atla girince ne olacak ki? Daha fazla şansı olduğuna inanıyorsa o milyon dolarlara bir yarışsever olarak ben acıyorum..Bu yarışa toplamda dört safkanla girerek şansının artacağına inanıyorsa diyecek bir şey yok.
‘Ekürisinin formasını temsil edecek’ klişesine cuk diye oturan safkanların başında geliyor.

IMPULSIVE: Safkanın antrenörü gerek handikap puanlarından gerekse jokeylerin başka atları tercih edip yarı yolda bırakmalarından çok rahatsız ve şikayetçi..
Özcan’ın binmesini baya baya istiyorlar ama Özcan IMPULSIVE’ye binmek istemiyor.. Onu isteyeni o istemiyor, onun istediğini onlar istemiyor..
Suat Demiral yapmış olduğu canlı yayın bağlantısında ‘büyük yarış büyük jokeyle kazanılır’ şeklinde bir cümle kullandı.. Yani bu şu demekti; ‘Madem Karataş, Özcan, Kocakaya bizim ata binmek istemiyor, ben de daha düşük profilde bir jokey bindireceğime gider yabancı jokey getiririm’.. Bana göre hiç doğru bir yaklaşım değil ama saygı duymak gerekir tabi..
IMPULSIVE’ye gelince; şansının imkansız olduğunu falan düşünmüyorum açıkçası.. Biraz kaçak bir cümle oldu belki ama kestiremediğim atların başında geliyor.
Sonuçta sentetik pistte WOLF PRINCE’yi geçmiş, iki tane art arda kötü yarış koştuktan sonra çim pistte 2-3-3 olarak Gazi’ye gelmiş bir safkandan bahsediyoruz.
Özellikle Sait Akson’da canını dişine takarak sergilemiş olduğu performans kalitesini ortaya koyar nitelikteydi.. Tabi Özcan’ın bu ata yaptığı teşviği yabancı jokey yapabilir mi orası tartışılır.. Tamam iyi jokey geliyor ama huyunu suyunu çok iyi bilmiş bir jokeyle, ilk kez o gün tanıyacak bir jokey aynı olmaz.
Sınırları zorlamış olsa da WOLF PRINCE’yi geçememiş, biraz daha uzayan mesafede hiç geçemeyecek bir safkan izledim ben.. Sırf bundan dolayı da geri plana atamıyorum kendisini çünkü çok yürekli bir safkan..
1.olamayacağını ama tabela mücadelesi vereceğini düşünüyorum.

MEMEDİM: Uzun mesafede hiçbir şekilde işlemeyeceğini son yarışında bizlere açık açık gösteren safkan..
Tabi bakıldığında TEMSİL ve GRAYSTORM gibi favorilerin arkasında elde etmiş olduğu bir 4.lük var. Benim atım olsa ben de koşardım tabi ki bir umutla.. O yüzden saygı duymak gerekir ilgililerine ve safkanın kendisine.. Gücü nispetinde başarılı olmaya çalışan safkanlardan..
Ama Mehmet Akif Ersoy’da göründü ki sağlıklı bir GRAYSTORM ve TEMSİL’i hiçbir şekilde geride bırakamaz..
Çok gerilerde tamamlayacağını düşünmesem de 1.lik şansını mucizeyle eşdeğer görüyorum.

MIDNIGHT MAGIC: Son iki yarışında bizlere gösterdiği şey maksimum 1600 metre atı olduğuydu..
Önceki 2100 metre mesafeli yarışta TEMSİL kazanırken her ne kadar ağır pist olsa da MIDNIGH MAGIC’in hiçbir varlık gösteremediğini izledik.
Daha sonra son derece sıradan bir yarışta vasat bir 2.lik elde etti.  Yarış içerisinde devamlı teşviklerle gitti ve son derece dağınıktı..
Kocakaya da hiç beğenmemiş ve alt sınıf bulmuş olmalı ki safkana binmeyi düşünmedi bile..
Düzlüğe çıkıldığında olduğu yerde sayacak birkaç attan bir tanesi olacağını düşünüyorum.

MY ROYAL SUN: İşte karşınızda 90.Gazi koşusuna tempo verecek tavşanımız..
Bu safkanın yer alması sprinter safkanların işine gelecektir.. Özellikle de TEMSİL’in.. Çünkü gerilerde gidip akıcı gelebilen safkanların başında geliyor.
Yarışta önlerde yer tutacak, hatta liderliği almak isteyecek birkaç safkan çıkabilir ama kendisi dışında öyle çok yüksek tempolara çıkacağını düşündüğüm bir isim yok.
Kurtel ekürisi nasıl bir taktikle girer bilemiyorum tabi ama atların stillerine baktığımızda MY ROYAL SUN dışında kaçak at olmadığını görüyoruz. WIRETOP, SERSERİ, GRAYSTORM, FAIR MONT, YILMAZHAN ön grupta gidecek isimler ama MY ROYAL SUN’un çıktığı süratlere yaklaşmayacaklar bile..
Neyse, gidişat olayından finalde bahsedeceğiz zaten..
Çok rahat kalırsa son metrelere önde girip bir ara ‘acaba mı’ dedirteceğini düşünüyorum açıkçası ama durmaması son 20 yılın en büyük sürprizi olur..

RADYOCU: Safkanın yalnızca 1200 koşmasını, 1400’e bile çıkarılmamasını düşünüyordum. Tabi ki bu abartıydı çünkü önemli yarışlar 1600’dü, 3’lülüğüne geldiğinde daha da uzun mesafelerde olacaktı..
Belki o kısa sprint özelliğini uzunda daha iyi kullanacaktı ve görmekte yarar vardı.. Çaldıran ve Sakarya’da kazanan GRAYSTORM’a yaklaşmayı başarsa da hiçbirinde onu geçecek görüntüyü veremedi.
Bu da safkanın aslında ne kadar narin ve kısa bir sprinter olduğunu gösteriyordu.
RADYOCU’nun pat diye gelip, hakim olması ve finişi geçmesi gerekir.. Düzlük boyunca sprint yapıp önemli rakiplerini hiçbir zaman geride bırakacak bir at olmadı.. Tamamen yaradılış özelliğinden dolayı maksimum 1600 koşabilen bir safkandı.
Eküri bir ara koşmama kararı aldı çünkü hem mesafe hem de yaşadığı birtakım sıkıntılar, zorunlu vermiş olduğu aralar derken son anda koşma kararı çıktı.. Tabi çok zor bir durum. Sınıf bir tayınız var, belki bir daha gelmeyecek bir fırsat, sonunda atı üzmek de var ama koşmasanız içinizde uhde kalacak vs.. Anlayabiliyorsunuz at sahiplerini de..
RADYOCU bu yarışta bir ara kendini gösterir belki ama sprintini uzun sürdüremeyeceği gerekçesiyle ben kendisine şans vermiyorum.

ROCKET MAN: Benim, kafamı en fazla karıştıran safkanların başında geliyor bu safkan..
İlk yarışını kazanırken beni kendine hayran bırakan safkan sonraki startında kendisinden çok daha vasat bir taya geçilerek kafama soru işaretlerini daha o yarışında koymaya başlamış.
Sentetiğe geldi, çok sert bir grupta yakın ara 5.lik, hemen ardından 10 gün sonra daha kolay bir grupta temiz 1.lik derken rota tekrardan Adana’ya döndü..
Ne gerek vardı Adana kumunda devam etmeye? Sentetikte harikulade bir yarış kazandıktan sonra çimi beklemek ve İstanbul2un havasını solumak için orada kalabilirdi..
Kum pistte ilk başta bekleneni veremedi safkan.. 1.10 ganyanıyla girdiği 16 handikap yarışı kazanabildi sadece..
Hemen ardından çıktığı uzun mesafeli yarışında EUPRTAHES’e saldıran ve ona fotoda kaybeden safkan, sonraki yarışında ise bu kez rakibinden rövanşı aldı.
Artık sezon açıldı ve İstanbul çimine merhaba deme vakti geldi..
MALAYAN RACING’den önce çok gereksiz bir yarış koştu safkan.. S.Eliyeşil koşusunda 5.lik elde ederken, esas koşması gerektiği koşu olan MALAYAN’a da bir hafta aradan sonra girdi. MY SOYAL SUN ve YILMAZHAN gibi iki Bursa atını saymazsak, SERSERİ ile birlikte Gazi’nin en fazla yarış koşan tayı..
Safkan bir haftada iki adet çok ağır yarış koşmasına rağmen çok güzel sprintler yapmış ve kalitesini bir kez daha konuşturmuştu..
Ancak ETD’de bu yarışlarının üst üste gelmesi ve o büyük yarışın verdiği psikolojik yük kendisine ağır geldi.. Berbat ve ölçü alınmayacak bir 13.lük..
Son yarışında ise SAİT AKSON’da WOLF PRINCE’yi geçmeye en yakın isimdi.. Çok yaklaştı ama gücü yetmedi.. Her ne kadar bir dahaki aksiyonda rakibini geçtiyse de WOLF PRINCE’nin daha rahat, ROCKET MAN’in ise sınırları zorladığı açıkça görülüyordu.
Ben safkanın son yarışından olumsuz etkilenebileceğini düşünüyorum bugün biraz açıkçası..
Bir de şu var; tamam hep başarılı koşmuş uzunda ama dikkat ederseniz uzun mesafeli yarışlarının hiçbirinde bitiriclik özelliğini kullanamıyor.. Yani o 2400 ciğerini ben göremiyorum kendisinde.. 1900-2000’e daha iyi yayabilecek karakterde bir safkan..
Dolayısıyla kazanırsa sürpriz olmayacağını düşünsem de benim kazanamayacağından neredeyse emin olduğum safkanların başında geliyor.

SERSERİ: Yukarıda ROCKET MAN’den bahsederken de dediğim gibi tam 14 kez yarış koşarak Gazi’nin en fazla yarış koşan atlarından biri kendisi..
Ancak öyle bir istatistiği var ki bu 14 yarışın hiçbirinde tabeladan düşmemiş kendisi.. Yani 5.olduğu bir yarış göremezsiniz.. Hatta 4.lüğü bile çok az sayıda..
Böylesine bir karakter abidesine olumsuz yorum yaparsam taş olurum diyebilirim 🙂
ERGİN TALAY’da WOLF PRINCE ye rakip göstermiştim ama rakibine karşı pek bir şey yapamadı. Sonrasında gereksiz bir sentetik yarışı, hemen ardından gelen ETD 3.lüğü..
Son 200’e kadar kazanıra hiçbir şekilde giremeyen, hatta 200’den sonra da sırf diğerleri gelemiyor diye tekrardan hırslanarak 3.lük elde eden safkanın son M.Akir Ersoy koşusu kalitesini ortaya koysa da bir şeyi daha açıkça gösterdi; safkan uzayan mesafede eksik koşacak..
İlk uzuna çıktığında kötü koşmasa da favoriler karşısında çaresiz kalan safkan bugün düzlükte mutlaka yarışın içerisinde yer almaya çalışacak, müthiş karakteriyle canını dişine takacak ama çok büyük ihtimalle yetmeyecek..

TEMSİL: Bursa’daki ilk yarışlarında izleyip ‘çok sınıf at’ yorumunu yaptığım safkanın buralara kadar geleceğini tahmin etmemiştim tabi ki..
Safkan 2’liliğinde SAKARYA koşusu için İstanbul’a geldi ama tam anlamıyla boyunun ölçüsünü aldı o yarışta..
Sevgili Hakan Cantınaz’ın programına çıkan safkanın antrenörü Mehmet Gündüzeli’nin SAKARYA koşusu için yaptığı yorum beni hayretler içerisine düşürdü.
Safkanın yarışı kaybetmesindeki sebep olarak, ani dışarıya çıkmasını görüyor.. Eğer sabırlı olsa kazanacağını iddia ediyor.. Enseye basmasa ise 2.3.olacağını..
Şimdi ben bu yorumu duyunca zaten soğuk olduğum TEMSİL’den daha da soğudum. TEMSİL o zamanlar baya baya güçsüz ve boyunun ölçüsünü alıyor, burası çok açık..
TEMSİL’in hikayesini anlatırken, kumda koşmasının sebebini puanını yükseltmek şeklinde değerlendiriyor.. Evet bu kısmı da doğrudur ama tek sebebinin bu olduğuna inanmıyorum ben.. Diyelim ki öyle..
Sentetiğe gelen ve burada uzunla alakası olmayan FOULITA ile WIRETOP, KUBANGO gibi isimlere geçilen safkan buralada kadar hala çok sıradan bir at..
Uzun kumda GANİZADE’ye geçildiği bir yarış, ardından yeniden sentetik..
Karataş biniyor, tempoyu harikulade okuyor, iyi duruma getirilen TEMSİL’i sonuna kadar saklıyor, düzlükte ise son derece vasat rakiplerinin yanında seri sprintini kullanarak güle oynaya fotoya uzanıyor..
Kendisine ‘karataş’ın raporu nasıl oldu’ diye bir soru yöneltiliyor ve diyor ki ‘ Halis de iyi at dedi, kötü at demedi’.. Jokeyini hiç zorlamayan bir at, uygun grupta kısacık sprintle sonuca gidiyor, pek tabi ki iyi at diyecek ama ‘Gazi’yi kazanır mıyım?’ diye sorsalar Karataş’a, belki o an kırmaz ama kahkahalar eşliğinde güler.
Sonraki startı içinse inanılmaz övdü dolu sözler sarfedildi ama şöyle bir baktım, bugün 99 lira ganyanı çıkması kuvvetle muhtemel WIRETOP’u geçmiş.. Hem de bir süre olduğu yerde sayıyor, tamamen öndekiler durunca kolaylayıp gruba hakim oluyor.
Ama şimdiye kadar tek geçtiği önemli at WIRETOP ve THE WORLD IS YORUS olan bu at gidiyor, Mehmet Akir Ersoy’da şampiyonlar şamopiyonu GRAYSTORM’u geçiyor..

TEMSİL pek çok kişinin favorisi ama bende koşmaz.. Ha şöyle bir artısı var; bu yarışta akıcı sprint yapabilecek tek bir at var o da TEMSİL..
Yani düzlükte orta kulvarda herkes birbirine hakim olmaya çalışır veya cebelleşirken, son derece zorlanırlarsa TEMSİL’in kısa ama etkili sprintle fişi çekme ihtimali yok değil..
Ben İstanbul pistinde seri sprint yapıp gücünün yetmeyeceğini ve çaresizce bir tabela mücadelesi vereceğini düşünüyorum.

THE LAST LEGEND: Kendisine Özcan’ın bineceğini duyunca sinirden köpürmüştüm diyebilirim..
Tamam Ankara’da etkileyici bir yarış kazandı ama bu atın tam bir 1600’cü olduğu, ivmeli bir at olmadığı her halinden belli oluyor.
Bunu sadece 1600’de kazandı diye söylemiyorum; 1900’de 1.2.likleri var ama ayak yapısı ve aksiyon bakımından net bir 1600’cü olduğunu söylemek mümkün.
Özcan Yıldırım’ın tercihini 1600’cünün kralından yana kullanması da trajikomik olmuş..
Son yılların ve şu anın uzak ara en iyi jokeyinin Gazi’de bindiği safkan gerçekten komik.. Ona da aşağıda değinelim.
THE LAST LEGEND’e dönecek olursak, dediğim gibi akışlı bir safkan değil, düzlük boyunca sprint yapacak, hızını asla arttırmayacaktır.. Bu özelliği onu nerede bırakır kestiremiyorum ama bi yerlerde bırakacağı kesin..

VICTORY IS OURS: Sentetikte kazandığı üçüncü yarışından sonra birisi bana bu at için ‘Gazi’de koşacak ve gizli favorilerden olacak’ dese heralde dalga geçerdim kendisiyle..
Çünkü benim gördüğüm bu atın uzun sprint atabilmesi doğaya aykırı bir durum..
Gelip kısacık sprintiyle hakim olan, hatta hakim olduktan sonra dört gözle fotoyu ayıran bir safkan.. O derece dayanıksız yani..
Ama son yıllarda ülkemizde kısa sprinte sahip safkanların mesafe sorunu yaşamadıklarını görüyoruz.. Az biraz sprint atsa bile uzunda kazanmaya yetiyor..
Tabi bu kadar baba at varken VICTORY IS OURS gibi 200 metreden fazla sprintini sürdüremeyen bir safkanın kazanması da en azından bana ‘yok artık’ dedirtir o ayrı..
Özcan’a rağmen zerre tutmadığım isimlerin başında geliyor.

WAR LEGEND: VICTORY IS OURS’un zar zor kazandığı yarışın 2.si olmuş..
Kendisi 1600 Cihangir koşusunu kazandı ama o günkü rakipleri çok uygundu.. Kurtel ekürisinin safkanlarından bu sene Gazi’de bir şey olmayacağı çok açık..
Güçsüz bir safkan, 2400 koşup kazanabilecek ciğer yapısı yok.

WIRETOP: Ekürisinin formasını temsil edecek.

WOLF PRINCE: Acaba bu safkanda göremediğim bir şey mi var diye şöyle geçmişten bugüne tüm yarışlarını izledim ve sonuç yine aynı; fiyasko..
Gerek ekürisinden, gerek orijininden, gerekse müthiş eşgalinden dolayı şampiyon sıfatı daha koşmadan yakışan tayların başında geliyor kendisi..
Hakikaten bakıldığında insanı çok etkileyen bir görüntüsü var.. İnanılmaz heybetli ve son derece yakışıklı bir tay..
Ama Allah öyle bir özellik vermiş ki kendisine bu onu yarış atı olmaktan baya bir uzaklaştırıyor..
Hiçbir şekilde akıcı sprint yapamayan, sanki ağır çekimdeymiş gibi sprint atan, son derece tembel , hantal bir safkan..
Tabi bu yapıda safkanların en önemli özellikleri; adım uzunlıklarının diğer atlara göre x2 olmasıdır.. Daha az adım atarak geçebileceği rakipleri işte bu fuleli adımlarına borçlu..
Hiç mi akıcı sprinti yok bu safkanın? – Bir iki tane var tabi ki.. Ama o yarışlarının hiçbirinde yarış atı yoktu..
ETD’de çok sinir yaptığı gerekçesiyle kötü koştuğu söyleniyordu ama SAİT AKSON’u kazanmasına rağmen onun, doğru ama boş bir söylenti olduğu kanaatine vardım.
Çünkü SAİT AKSON son yılların en yüz karası SAİT AKSON’uydu ve uygunlaşan grupta, lehine ve daha iyi koşar dediğimiz mesafede bile zor kazandı.
Evet hiçbir zaman kolay kazanacak bir yapısı olmadığının farkındayım ancak bazı atlar vardır zorlansa da kazanacağını bilirsiniz.. Ama WOLF PRINCE’de o yok.. ROCKET MAN bir dahaki aksiyonda baya baya geçiyor çünkü kendisini.. 1.lik karakteri çok yüksek bir isim değil.. Varını yoğunu ortaya koymuyor yani..
Ama anormal derecede güçlü, dayanıklı, ciğerli bir at.. Tabi ki kazanması normal sonuçlardan biri olur ama ben artık bu tip yarışlarda mesafeye rağmen dayanıklılık değil ‘HIZ’ faktörünün devreye girdiğini düşünüyorum.
Evet dayanıklılık olmadan 2400 yarışı sadece hızınla kazanamazsın ama hız olmadan asla kazanamazsın.. Ritimli sprint yapamayan WOLF PRINCE’nin toparlanamadan yarışın biteceğini düşünüyorum.

YILMAZHAN: Çok ciddi bir şanssızlık yaşadı ve ben kendisine çok üzüldüm..
ETD’de süper bir 4.lük elde ederek WOLF PRINCE’yi bile geçen safkanın SAİT AKSON’da neler yapabileceğini görememek üzücüydü.. Göremediğimiz gibi uzun mesafe provası da yapmamış oldu COOGER gibi..
Bunun dezavantajını yaşayacağını düşünüyorum ama çok saygı duyduğum yürekli bir safkan.. Düzlükte yarışın bir ara içinde olacak ama son 400’den sonra artan temposu yerine düşen temposu olacağını düşünüyorum..

FOULITA- İPSİZKIZ: Erkek rakiplerinin yanında hiçbir şansları yok, formalarını temsil edecekler..

GRAYSTORM: Ve geldik Gazi favorime. Numara sırasına göre yaptığım yorumlarda bu safkanı en sona bıraktım haliyle. Yazımın resminde de gördüğünüz safkan tam bir at güzeli. İnanılmaz güzel bir rengi var ve daha ilk yarışının padoğunda pırıl pırıl görünümüyle dikkatimi çekmişti. Tam tabiriyle ‘maşallahlı’ bir safkan, nazar değmesin..

İlk yarışında padokta benim dikkatimi çektikten sonra pistte herkesin dikkatini çekti. Rakiplerini eze eze geride bırakıp ben buralara fazlayım mesajını verdi. Sonrasında ilgilileri hemen hedef büyütüp Hitit ve Eskişehir Açık yarışlarında şanslarını denediler. Bu 2 yarıştan da 2. olarak ayrılan safkan her geçen gün üstüne katarak ilerliyordu. Ankara’da bir kaç açık koşu daha koşup 2. ve 3.lüklerle ayrılan safkan artık İstanbul’a temelli geldiğinde ise formunun zirvesindeydi. Sırasıyla Grup 1 Çaldıran, Grup 2 Sakarya, Açık 3 Malayan Racing Assicoation ve son olarak Grup 1 Erkek Tay Deneme’yi kazanarak inanılmaz bir seri oluşturmuştu. Son yarışında tekrar Ankara’ya dönerek ilk uzun mesafe deneyimini yaşadığı 2200 metre çim pisste Mehmet Akif Ersoy koşusunda, jokeyi Ahmet Çelik’in hatasıyla yarışı kaybetti. Safkanına tıpkı orta mesafeli yarışlarında bindiği sürüşü gerçekleştiren başarılı jokey, dolayısıyla gücünü mesafeye yaymayı başaramadı ve GRAYSTORM da son metrelerde rakibi TEMSİL’e av oldu.

Geçen sene de Gazi Koşusunu RENK isimli kısrakla kazanmayı başaran A.Çelik’in bu sefer daha temkinli olacağını düşünüyorum. Yarışı 7 veya 8. sırada takip etmesini ve tam zamanında yürüyerek sonlarda bütün ataklara karşılık verip, alkışlar eşlinde fotoya uzanmasını bekliyorum. Benim Gazi Koşusu favorim GRAYSTORM’dur.

Bütün safkanları elimden geldiğince anlatmaya çalıştım. Favorim GRAYSTORM‘un aksilik yaşaması halinde bence 2 rakibinin dışına çıkmayacaktır yarış. Bunlar da COOGER ve WOLF PRINCE‘dir. Tekrar bütün ilgililere başarılar, safkanların da ayakları düz bassın.

Tabii Gazi Günü, Altılı Ganyan’ı oluşturan bütün yarışlar birbirinden önemli. Zübeyde Hanım Koşusu, Nene Hatun Koşusu, İstiklal Savaşı Koşusu, Anafartalar Koşusu ve Uluslararası Ali Rıza Bey Koşusu diğer 5 ayağı oluşturacak. Çevremde normalde Altılı Ganyan oynamayan insanlar bile bu yarışçılık festivaline bir kuponla katılmak isteyebiliyor. Bu yüzden bu uzun yazımın sonunda bir de Altılı Ganyan kuponu vererek yazımı sonlandırıyorum.

Altılı Ganyan Şablonum:

1.Ayak: 9

2.Ayak: 2,3,5,7,8,9,13,14,15

3.Ayak: 4

4.Ayak: 5 / 3,19

5.Ayak: 2,3,4,5,8,9,10,11,14,15

6.Ayak: 3,6

Kupon Bedeli: 10.80 / 32.40

Hepinize bol şanslar dilerim.

 

yorum bölümü yakında aktif olacaktır.

Hakkında Can Şentürk

Merhabalar. 1989 yılında Bursa'da dünyaya geldim. İlköğretim ve lise eğitimimi Bursa'da tamamladıktan sonra üniversite eğitimimi de Antalya Akdeniz Üniversitesinde tamamladım. Spora olan ilgim çocukluğumdan beri devam etmekte. Ortaokul zamanlarımda basketbol oynamaktaydım. Bursa il birinciliğine sahip takımımızın,30 dakika süre alan afacan 1 numarasıydım. Futbolda ise babamın da üstün ilgisinden dolayı yaklaşık 7 yaşımdan beri çeşit çeşit dijital platform üyelikleriyle sıkı bir izleyiciyim. Neredeyse Avrupa'nın üst düzey bütün liglerini keyifle takip ediyorum. Hep beraber güzel paylaşımlarda bulunmayı diler, saygılarımı sunarım.

Mutlaka bakın

Banko İddaa Kuponu

Günün İddaa Kuponu (3) 12.07.2020

Günün gollü geçmesini beklediğim karşılaşmalardan oluşturduğum ‘karşılıklı gol var’ kuponum hazır. Herkese bol şans. Antalyaspor …

Banko İddaa Kuponu

Günün İddaa Kuponu (2) 12.07.2020

12 Temmuz Pazar günü için en güvendiğim 3 maçı sizler için derledim. Günün banko kuponu …

Bir cevap yazın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak.